6 Mart 2010 Cumartesi

Şeker hastalığının
sebebi nedir ?

Yaygın bir görüş olarak, şeker hastalığının her iki türünün de kalıtımsal, yani doğumsal olduğu kabul edilmektedir. Tip I, insüline bağımlı şeker hastalığında genetik olarak yatkınlığın yanı sıra hastalığa yol açan bir etmen olmalıdır. Bunlar içinde en sık olanları:
– Bir tür viral enfeksiyon
– Çevresel faktörler
– Stres
– Yaşanılan yer’dir. (Örneğin şeker hastalığı en çok Avrupa’da görülmektedir.)
Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hastaların % 80’i aşırı kiloludur ve şişmanlık insülin direncini arttırır.
Yine stres, yaşam tarzı, yaş da hastalığın ortaya çıkışında önemli etmenlerdir.
Tip II Diyabette, çoğu vakada genetik bir bağlantı vardır.
Ailede birisinin hastalığa daha önce yakalanmış olma ihtimali yüksektir.




Tip I ve II de tedavi yaklaşımı nasıldır?

Tip I, yani insüline bağımlı diyabette tedavi stratejisi, insüline dayalıdır.
Yani vücutta hiç olmayan insülini dışarıdan vermek gerekmektedir.
Şu an itibariyle insülini enjeksiyon yoluyla verebiliyoruz. İleride belki başka yollar uygulamaya girebilir. Şu an geçerli insülin rejimi, yemeklerden önce yapılan kısa etkili insülin (3 öğün) ve gece yatmadan önce uygulanacak uzun etkili insülinden oluşmaktadır.
Tip II, yani insüline tam bağımlı olmayan diyabette tedavinin en önemli kısmı diyet olmaktadır. Diyete özen gösterilmezse tedavi etkili olmaz. Bu nedenle:
– Kilo kontrol altında tutulmalı,
– Şeker ve makromoleküllü karbonhidratlardan elden geldiğince kaçınılmalı,
– Doymuş yağdan zengin besinler kısıtlanmalı,
– Proteinler, alınan toplam kalorinin %15’ini geçmemelidir.

Tek başına diyetle kan şekeri düşürülemeyen hastalarda, oral antidiyabetik ilaçlar kullanılır. Bunlarda en yaygın kullanılan, sülfonilüre ve metformin grubu ilaçlardır. (Metformin grubu ilaçlar, karaciğerin açlık döneminde saldığı şeker miktarını azaltırlar. Sonuç olarak kan dolaşımından hücrelere şeker geçişi için daha az insüline ihtiyaç duyulur.)

Doktorlar artık şeker haplarının yeterli olmadığını, insüline geçmem gerektiğini söylüyorlar. Ben de insüline alışmak istemiyorum. İnsülin kullanmasam olur mu?
Öncelikle alışmak istemediğinizi söylediğiniz insülin, insanlar için hayati bir hormon. Eğer vücudunuzda hiç yoksa, yapılacak tek şey, onu dışarıdan vermek olacaktır. Kaldı ki insülin, insanın yabancı olmadığı, normalde kendisinde olan bir hormondur. O nedenle erişkin tip diyabeti olan bir hasta, kabaca ortalama 10 sene oral antidiyabetikle tedavi olduktan sonra, şeker haplarının etkisiz kalması sonucu, insüline geçmek zorunda kalacaktır.

Fazla kilolu, şeker hapları kullanan diyabet hastasıyım. Şekerimi en iyi şekilde kontrol edebilmem için, ne gibi önerilerde bulunursunuz?
Şeker hastalığında genel kural, kendi kendini tedavi edebilmektir. Kendi kendini tedavinin de püf noktası, sağlığınızı korumak için yaşamınızda bazı değişiklikler yapmaya gerçekten istekli olmaktır.
Şeker kontrolünü, en iyi şekilde yapmanıza yardımcı olacak bir çok doğal yöntem vardır. Bunları aşağıdaki başlıklar altında sıralayabiliriz:
– DİYET
– EGZERSİZ
– STRES KONTROLÜ
Bu görüşler ışığında, sizlere dengeli bir diyet ve egzersiz yapmanızı tavsiye ederim. İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalarının çoğu, fazla kilolu olduğu için, insülinin vücutta aktif olarak kullanılması zorlaşır.
Bu yüzden ideal kiloya ulaşılması; sadece şeker hastalığının kontrolü için değil, aynı zamanda gelecekteki komplikasyonları geciktirmesi bakımından da önemlidir.


Şeker hastalarının diyeti
nasıl olmalıdır?

Diyet, şeker hastalarında tedavinin en önemli kısmıdır. Çünkü şeker hastası elindeki insülin rezervini, en iyi ve en uzun değerlendirmelidir. Eskiden klasik diyabetik diyeti adı altında hasta bir nevi açlık grevine zorlanırdı.
Şimdiki anlayışa göre, diyabetik hastalar, kahvaltı dahil günde üç ana öğün ve 2-3 kez de ara öğün yemek; her sağlıklı kişi gibi yaşam için gerekli çeşitli besinleri almak zorundadır.
Bunun için bol taze sebze ve meyve ile birlikte yağsız et (özellikle tavuk, balık) ve doymuş yağ oranı düşük besinler yeyin.
Yağ oranı azaltılmış süt için.

Haftada en fazla 3-4 yumurta yiyin.
Sosis, hamburger, patates dahil her türlü kızartmalardan, kremalı pastadan, kaşar peynirinden uzak durun.
Yemeklerde zeytinyağı, ayçiçek yağı ya da mısır özü yağı kullanın.
Ancak yağlı yiyecekler, kalori değeri yüksek olduğundan, kilo almamak için fazla tüketilmemelidir.




Şeker hastaları spor
yapabilir mi?

Öncelikle egzersiz, sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Düzenli yapılacak fizik egzersizi kan şekeri seviyesini düşürmeye, insülinin vücutta daha etkili olmasına yardımcı olur.
Ayrıca:
– Daha fazla enerji verir.
– Kan dolaşımını düzenler
– Kasları güçlendirir.
– Kolesterol seviyesini düzenler. Kötü huylu (LDL) kolesterolü azaltıp, iyi huylu kolesterolü (HDL) arttırır.
– Kalp krizi riskini önler ya da geciktirir.
– Terlemek suretiyle fazla kiloların azaltılmasına yardımcı olur.
Sonuç olarak, egzersizin şeker hastaları üzerinde son derece olumlu etkileri olduğunu ve kan şekeri düzeyini düşürdüğünü söyleyebiliriz.



Kimler şeker taraması
yaptırmalı?

– Her aşırı kilolu, şişman olanlar
– Ailesinde şeker hastalığı bulunanlar (birinci dereceden olan akrabalarından biri diyabetikse)
– Gece sık idrara çıkıp, kilo kaybedenler.

Açlık kan şekeri kontrolleri ya da şeker yüklemesi yaptırarak kişinin potansiyel diyabetik veya âşikâr diyabetik olup olmadığı anlaşılır.



Kan şekerini etkileyen
faktörleri öğrenebilir miyim?

Kısaca sıralarsak: Yenilen gıdalar, egzersiz ve aktivite, ilaçlar ve hastalıklar, alkol ve kan şekerini ayarlayan önemli bir organ olan karaciğerin rahatsızlıkları kan şekerinin regülasyonunu etkiler.


Hasta olduğum zaman
neler yemeliyim?

Eğer düzenli olarak yiyebiliyorsanız, genelde uyguladığınız yemek yeme programınızı bozmayın.
Eğer iştahsız iseniz, fakat bazı yemekleri tolere edebiliyorsanız; kızarmış ekmek, tahıl, çorba türü şeyler yiyin, meyve suyu ya da süt için.
Yok eğer katı yiyecekleri hiç yiyemiyorsanız ve insülin kullanıyor veya oral antidiyabetik alıyorsanız, atladığınız öğünlerdeki karbonhidratları yerine koymak için meyve suyu ya da tatlı meşrubatlar içmelisiniz.

25 yıllık şeker hastasıyım, son bir yıla kadar şekerim gayet iyi regüle idi. Ancak son bir yıldır, insülin dozunu arttırmama rağmen hala normale yakın kan şekeri ölçümleri elde edemiyorum. Sorun sizce ne olabilir?
Kan şekerinizin yıllarca normal seyrettikten sonra insülin dozunu arttırmanıza rağmen kontrolden çıkmasının nedenlerinden bazıları şunlar olabilir:
• Aldığınız gıda miktarını arttırmış olabilirsiniz.
• Stresli ve sıkıntılı bir dönem geçiriyor olabilirsiniz.
• Uzun süren bir hastalık (örneğin ateşli bir enfeksiyon hastalığı) insülin, ihtiyacınızı arttırabilir.
• Kilo almış olabilirsiniz.
• Aynı bölgeye tekrar tekrar iğne yapmanıza bağlı gelişen şişlikler teknik sorunlar çıkarabilir. Yahut kullandığınız insülin, eğer soğuk zincire riayet edilmeden muhafaza edilmişse, etkinliği azalmış olabilir.

Bunların dışında hiçbir belirgin neden olmaksızın da, insülin ihtiyacı büyük oranda artabilir.





Stres, kan şekeri değerlerini
etkileyebilir mi?

Evet.
Ancak bu etkilenmenin derecesi kişiden kişiye değişiklik gösterir.
Stres bazı insanlarda kan şekerini yükseltme eğiliminde iken, bazılarında hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) riskini arttırabilir.





Kan şekeri düşmesinin
belirtileri nelerdir?
Nedenlerine göre, belirtileri sıralayacak olursak:

– Adrenalin (insülin karşıtı bir hormon) salınmasına bağlı olarak terleme, titreme, çarpıntı, açlık, endişe hali, karıncalanma.


– Beyinde şeker azalmasına bağlı olarak konfüzyon mental (kişileri tanıyamama, bulunduğu mekanı bilememe), baş dönmesi, halsizlik, davranış değişiklikleri, konuşamama, başağrısı, yorgunluk gibi şikayetler ortaya çıkar.








Kan şekerim düştüğünde
yapabileceğim en iyi hareket nedir?

Bu sorunun cevabı, kan şekeriniz düşerken, hangi aşamada fark ettiğinize bağlıdır. Erken bir aşamada en iyi tedavi, bir şeyler yemenizdir.
Eğer ana öğün zamanınız yakın değilse meyve, sandviç veya bisküvi gibi hafif şeyler atıştırabilirsiniz.
Ancak, kan şekeriniz fazla düştüyse, hızla emilebilecek türde karbonhidrat almalısınız.
Bu amaçla şeker, tatlı, meyve suyu, normal (diyet olmayan) kola veya limonata içebilirsiniz.
Yanınıza acil durumlarda kullanmak üzere çok çabuk emilen glikoz tabletleri taşıyabilirsiniz.


Şeker hastalığını etkileyebilecek ilaçların bir listesini
verir misiniz?

Şeker hastalığında kesinlikle kullanılmaması gereken hiçbir ilaç yoktur. Ancak şu ilaçları kullanırken dikkatli olunmalıdır:
– Kortizon içeren ilaçlar (prednisolon)
– Kortizon içeren fısfısların (Örneğin: Bekloforte) olumsuz bir etkisi yoktur.
– Tiyazid grubu idrar söktürücüler (Türkiye’de yalnızca bazı ilaçlarda ek olarak var.)
– Doğum kontrol hapları

– Hormon yerine koyma tedavisi (Menopozda örn. Klimen)
– Belli bronş genişleticiler (Örn: Ventolin) kan şekerini hafif derecede yükseltebilir.
– Betablokerler (Dideral, Tensinor gibi tansiyon ilaçları) kan şekeri düşmesinin belirtilerinin kaybolmasına neden olabilir.
– Büyüme hormon tedavisi (kan şekerini yükseltir.)




Doktorum, şeker hastalığı teşhisi konulduğunda sigarayı bırakmam gerektiğini söyledi. Sigara ve şeker hastalığının bir arada yol açtığı özel bir sağlık sorunu var mı? Kilo vermem gerekiyor, ancak eğer sigarayı bırakırsam, kilo vermek bir tarafa, alacağımdan korkuyorum. Ne yapmalıyım?

Sigara, akciğerler dışında atardamar sistemine de zarar verir.
Uzun süredir şeker hastası olan birinde, zaten hızlı seyreden damar sertliğinden dolaşım sorunu vardır.
Sigara içmeğe devam ederek bu riski daha da arttırmak, yapılacak hata değildir.
Şeker hastalığı sizin için beklenmedik bir sürprizse, kilo vermek ve sigarayı bırakmak suretiyle hayatınızda bir değişiklik yapmak, sağlığınız için kaçınılmaz bir fedakarlık olacaktır.
Bir çok insan bu ikisini pekala başarmaktadır.
Yaşamınızda yapacağınız bir devrim niteliğindeki bu değişim, size sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayacaktır.
Sigarayı bırakmanıza destek olacak pek çok yöntem vardır. Doktorunuzun tavsiyesi ile nikotin bantları veya nikotin sakızları ya da akupunktur uygulamasından birisi size yararlı olabilir.


Şeker hastası olduğumu yeni öğrendim. Oral antidiyabetik kullanıyorum. Ancak geleceğe yönelik oldukça fazla kaygılarım var. Evlilik yapabilir, çocuk sahibi olabilir miyim?

Şeker hastalığı teşhisi konulduğunda kişi suçluluk, eksiklik, üzüntü, öfke umutsuzluk ve şaşkınlık gibi bir dizi duygu arasında bocalar. Ama bütün bunlar, genellikle, hastalık konusunda yeterince bilgi sahibi olmamaktan kaynaklanır.
Öte yandan, diyabete bir gecede alışıp kabulleneceğinizi de sanmayın. Bu, biraz zaman alacaktır.
Eğer anne ya da baba iseniz, suçluluk ve geleceğe yönelik korku duymanız doğaldır. Ama hastalık hakkında bilgi sahibi oldukça hepsi kaybolacaktır.


Diyabet üzerine duyacağınız hurafelere aldırmayın.
Bunları kısaca sıralayacak olursak:
• Şeker hastalığı çok şeker yemekten olmaz.
• Şeker hastalığı ölümcül bir hastalık değildir.
Doğru tedaviyle normal bir hayat, uzun bir ömür sürebilirsiniz.
• Şeker hastalığı, hayattan zevk almanızı engellemez.
Hem yiyeceklerin, hem de yaşamın tadını çıkarabilirsiniz.
• Şeker hastalığı özürlü olmak anlamına gelmez.
Tatile çıkabilir ve herkes gibi normal bir yaşam sürdürebilirsiniz.

• Şeker hastalığı çocuk sahibi olmanızı engelleyemez.


Vitaminlerin ya da bitkisel destek ürünlerinin diyabetimin kontrolüne faydası olur mu?

Eğer her gün meyve, sebze ve tahılla dengeli bir şekilde besleniyorsanız, muhtemelen ihtiyacınız olan vitaminleri zaten alıyorsunuz.
E ve C vitaminleri gibi antioksidan destekleyicilerin diyabetli hastalara iyi geldiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.
Ginseng de bazı bireylerin kan şekerlerinde düşme sağlayabilir.
Ginseng maddesi Kore’den gelmektedir ve toz haline getirilmiş kökün, şaşırtıcı etkilere sahip olduğu söylenmektedir.
Ginseng yemek sonralarında kan şekerini düşürmede faydalı olabilmektedir.
Ginseng sindirimi geciktirmekte olup, muhtemelen karbonhidratların emilimi üzerine de aynı etkiyi göstermektedir.

Fakat yine de diyabetin kontrolüne yardımcı vitaminlerin ve destek ürünlerinin kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmamaktadır.
Bazı bitkisel ürünler, diyabet ilaçları ile kötü yönde etkileşebilmektedir.


Şeker hastaları için bazı otların kullanıldığını duydum. Bunlarla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Şeker hastalarında yüksek kan şekerini düşürdüğü söylenen pek çok ot vardır. Bunlardan birisi Batı Afrika’da yetişen bir yemiş, diğeri karela veya acı su kabağı olarak adlandırılan tropikal bir bitkidir.
Ayrıca ısırgan otu, sarı kantaron, keçi boynuzu, kara hindiba kökü kullanılabilir.
Bunlar karaciğer ve pankreasın fonksiyonlarını geliştirir ve çoğu bitki gibi acı bir tatları olduğundan tek başına değil de, başka bir şeyin içine ilave edilerek verilir.
Eğer insülin kullanan şeker hastası iseniz, şifalı bitki tedavisine başlamadan önce aile doktorunuza danışmalısınız.
Her ne kadar bu tedavi, bazı vakalarda medikal şifacı ve aile doktorunuzun kontrolünde insülin dozunda belirli oranda azaltma yapılabilirse de, insülinden tamamen kurtulabileceğinizi ümit etmeyin.

Hemoglobin A1c nedir ve normal değerleri hangi aralıktadır?

HbA1c, akciğerlerdeki oksijeni kan dolaşımı aracılığı ile bütün dokulara ileten kırmızı bir pigment olan hemoglobinin bir bileşenidir.
HbA1c değişik laboratuar yöntemleri ile dolaşımdaki hemoglobinin bir yüzdesi olarak ölçülebilir. HbA1c kimyasal bir bağla glikoza bağlanmış hemoglobinden ibarettir. Mevcut HbA1c düzeyi doğrudan hemoglobin içeren alyuvarların yaşam süresi olan 120 gün içerisindeki ortalama kan şekerine bağlıdır. Bu test, kan şekeri kontrolünün bir dökümünü vermesi nedeniyle geliştirilen yöntemlerin içinde en başarılısıdır.
HbA1c geçmiş 2 ila 3 ay boyunca kan şekerinin iniş ve çıkışlarının bir ortalamasını yansıtır.
Kan şekeri iyi regüle edilmiş bir şeker hastasında HbA1c değeri, %3-5,5 arasında olacaktır.

Şeker hastalığı, bir erkek olarak cinsel yaşamımı etkiler mi ?
Hayır. Gerek erkek, gerekse kadın şeker hastalarının büyük çoğunluğu tamamen normal bir cinsel yaşam sürebilirler. Sorunlar olabilir, ancak bunların şeker hastalığı ile ilgisi yoktur.
Herhangi bir nedenle hastalık kontrolden çıkar ve kan şekeri çok yükselirse cinsel yaşam olumsuz etkilenebilir.

Şeker hastalığına bağlı damar veya sinir hasarı bulunan az sayıda hastada iktidarsızlık görülebilir, ancak bu sık rastlanılan bir durum değildir.
Önerimiz endişelerinizi kan şekerinizi dengede ve kontrol altında tutmak üzerine yoğunlaştırmanızdır.
Şeker hastalığınızı kontrol altında tutmak için elinizden gelenin en fazlasını yaptığınız takdirde, gelecekte karşılaşacağınız sorunların en alt düzeyde olacağından kuşkunuz olmasın.

Günde dört kez kalem kullanarak enjeksiyon yapmanın avantajı nedir?

Günümüzde artık insülin kullanımı, insülin enjektörleri ile değil de insülin kalemleri ile yapılmakta. Uygulama kolaylığı ve emniyeti açısından büyük rahatlık sağlayan bu alet, içinde kartuşu bulunan bir kaleme benzer, fakat kartuşu mürekkep yerine insülin ile doludur ve gittikçe daha popüler olmaktadır.
Çoklu enjeksiyonun mantığı, normal pankreasın taklit edilmesidir. Bazal metabolizma karşılanması için gece yatarken uzun etkili bir insülin yapılır. Yemeklerden önce de kısa etkili insülin kullanılmak suretiyle normale en yakın insülin ihtiyacı vücuda sağlanmış olur.

Düzensiz bir yaşam süren hastalar insülin kalemlerinden daha fazla yarar görebilirler.
Doğru yöntem kullanmak kaydı ile insülin kalemleri ve tek kullanımlık enjektörler pek sorun oluşturmaz. Çoğu insan enjektörlerin sorun teşkil ettiğini düşünür, beraberinde taşımanın zor olduğu kanısındadır. Ancak bir bölüm insan daha kolaylıkla kullanabildiklerini ifade eder.